Kategori

3 Kasım 2017 Cuma

TYT,YKS TÜRKÇE EDATLAR İLGEÇLER KONU ANLATIMI

TYT YKS TÜRKÇE EDATLAR İLGEÇLER KONU ANLATIMI,YKS TÜRKÇE EDATLAR İLGEÇLER KONU ANLATIMI, EDATLAR İLGEÇLER KONU ANLATIMI, TYT TÜRKÇE KONU ANLATIMI, 

EDATLAR ILGECLER KONU ANLATIMI
Cümle içinde sözcükler arasında çeşitli anlam ilgileri kuran ve cümleye değişik anlamlar katan, tek başına bir anlamı olmayan sözcüklerdir. Başlıca ilgeçler şunlardır:
gibi, sanki, göre, kadar, için, üzere, -e doğru, -e karşı, -e karşın, -e rağmen, -e değin, -e dek, -den dolayı, -den başka, ile, yalnız, ancak, sade, sadece, tek, bir, denli, değil…
Şimdi aşağıdaki cümlelerde, belli başlı ilgeçlerin, cümlelere ne gibi anlamlar kattığını görelim:
Gibi
Annem, melek gibi biriydi. (benzerlik)
Zil çaldığı gibi dışarı çıktık. (tezlik)
Birazdan fırtına çıkacak gibi. (tahmin, olasılık)
Sanki
Everest, sanki bir dev çadırdı. (benzerlik)
Babam, sanki seni dinler de! (inanmama)
Sanki birazdan yağmur yağacak. (tahmin, olasılık)
Göre
Kafama göre bir dost bulamadım. (uygunluk)
Sana göre hangimiz suçlu? (kanaat, görüş)
Bu sınav dünküne göre daha kolaymış. (karşılaştırma)
Kadar
Bu işi akşama kadar halletmeliyim. (zaman, süre)
Elmalar yumruğum kadardı. (benzerlik)
Durakta bir saat kadar bekledim. (yaklaşık)
Hiç kimseyi senin kadar sevmedim. (karşılaştırma)
Tilki kadar kurnaz bir adam. (derece, ölçü)
İçin
Ders çalışmak için kütüphaneye gitti. (amaç)
Senin için herkes iyi şeyler söylüyor. (hakkında)
Kardelen, benim için apayrı bir çiçekti. (görecelik)
Trafik sıkıştığı için geç kaldım. (neden-sonuç)
Bu hazırlıkları konuklar için yaptık. (aitlik)
Çocukları için her fedakârlığı yapardı. (uğruna, yoluna)
Üzere
Yarın getirmek üzere arabayı alabilirsin. (şartıyla)
Teşekkür etmek üzere sahneye çıktı. (amacıyla)
Anlaştığımız üzere yarın buluşuruz.   (şekilde, tarzda)
Uçağımız kalkmak üzereydi.  (zaman)

Doğru
Çocuklar sahile doğru yürüyorlar. (yön)
Akşama doğru buralar sakinleşir. (zaman)
Karşı
Güneşe karşı yavaş yavaş yürüyorduk. (yön)
Sabaha karşı köye vardık. (zaman)
Başka
Benden başka herkes maça gitmiş. (dışında, hariç)
Not: “Doğru, karşı, başka” sözcükleri, cümle içinde ilgeç dışında değişik görevler kazanabilir.
İnan bana, doğru söylüyorum. (belirteç)
Sence doğru tarafa mı gidiyoruz? (sıfat)
Sonunda doğruyu buldum. (ad)
 
Burası karşıdan, çok net gözüküyor. (ad)
Evimiz şehrin karşı yakasındaydı. (sıfat)
 
Sana başka, bana başka konuştu. (belirteç)
Bize başka bir adres verdiler. (sıfat)
Bunu başkasından duymuş. (adıl)
İle
Annemler uçakla gelecekmiş. (araç)
Elini bıçakla kesmiş.   (gereç)
Bahçede, arkadaşlarıyla oynuyor. (birliktelik)
Öğretmen, telaşla içeri girdi. (durum)
Ağaçların devrilmesiyle yol kapandı. (neden-sonuç) 
Not: “İle”, yerine “ve” getirilemiyorsa ilgeç; getirilebiliyorsa bağlaç olur.
Şiir ile romanı çok severim. (ile=ve  > bağlaç)
Gençken şiir ile çok ilgilendim.
Bu cümlelerin birincisinde “şiir ve roman” denilebildiği için “ile” bağlaçtır; ikincisinde “ile” yerine “ve” getirilemediği için “ile” ilgeçtir.
Yalnız, Sade, Sadece, Bir, Tek
Dünkü toplantıda yalnız sen yoktun.  (sadece)
Ben bu konuda sade ona inanırım. (yalnız)
Sadece dinlenmek istiyorum.  (yalnız)
Pikniğe bir o gelmemişti. (yalnız)
Tek sen misin sevdiğine kavuşamayan? (yalnız)
Not: “Yalnız” sözcüğü, yerine “ama” getirilebiliyorsa bağlaç olur.
Dün seni çok bekledim; yalnız sen gelmedin. (yalnız=ama > bağlaç)
Bu cümlede “yalnız” yerine “ama” getirilebildiği için “yalnız” sözcüğü bağlaçtır.
Not: “Yalnız, sade, sadece, bir, tek” sözcükleri, cümle içinde ilgeç dışında değişik görevler kazanabilir.
Dedem, yalnız bir insandı. (sıfat)
Sahilde, yalnız dolaşıyordu. (belirteç)
Sade bir görünümü vardı. (sıfat)
Sanatçı, çok sade yaşıyordu. (belirteç)
Onunla bir boydayız.  (sıfat)
Bir sen bir ben biliyoruz bunu. (bağlaç)
Olanları bana bir bir anlattı. (belirteç)
Çocuk, tek kelime konuşmadı. (sıfat)
Herkes gidince ben tek kaldım. (belirteç)
Ancak
Bizi oraya ancak sen götürebilirsin. (sadece)
Bu arabaya ancak on milyar veririm. (en çok)
Not: “Ancak” sözcüğü, cümle içinde değişik görevlerde kullanılabilir.
Çok çalıştım; ancak ödevimi bitiremedim. (ancak=ama > bağlaç)
Misafirler, akşama ancak gelebildiler. (belirteç)
Birinci cümlede, “ancak” sözcüğünün yerine “ama” getirilebildiği için “ancak” bağlaçtır. İkinci cümlede “ancak” eylemin yapılış zamanını belirttiği için belirteçtir.
Rağmen, Karşın, Denli, Değil, Dolayı
Bağırmama rağmen beni duymadı. (tersine olarak)
Fakirliğine karşın hep mutlu biriydi. (tersine olarak)
Seni ölünceye değin unutmayacağım. (zaman)
Yağmur geceye dek devam etti. (zaman)
Beni bu denli sevdiğini bilmiyordum. (derece)
Burası dediğin kadar güzel değil. (olumsuzluk)
Trafikten dolayı sınava geç kaldım. (neden-sonuç)
 

1 Kasım 2017 Çarşamba

TYT,YKS TÜRKÇE ZAMİRLER ADILLAR KONU ANLATIMI,DERS NOTU PDF

ZAMİRLER DERS NOTU PDF, TYT TÜRKÇE KONU ANLATIMI, TYT TÜRKÇE ZAMİRLER KONU ANLATIMI, TYT TÜRKÇE ZAMİRLER ADIL DERS NOTU PDF, YKS TÜRKÇE ZAMİRLER ADILKONU ANLATIMI,

TYT,YKS TÜRKÇE ZARFLAR BELİRTEÇ KONU ANLATIMI,DERS NOTU PDF

DERS NOTU PDF, TYT TÜRKÇE KONU ANLATIMI, TYT TÜRKÇE ZARFLAR BELİRTEÇ DERS NOTU PDF, TYT TÜRKÇE ZARFLAR KONU ANLATIMI, YKS TÜRKÇE ZARFLAR BELİRTEÇ KONU ANLATIMI,

TYT,YKS TÜRKÇE SIFATLAR ÖNADLAR KONU ANLATIMI,DERS NOTU PDF

TYT TÜRKÇE SIFATLAR ÖNADLAR KONU ANLATIMI,YKS TÜRKÇE SIFATLAR ÖNADLAR KONU ANLATIMI,DERS NOTU PDF, TYT TÜRKÇE SIFATLAR ÖNADLAR DERS NOTU PDF, TYT TÜRKÇE KONU ANLATIMI,

25 Ekim 2017 Çarşamba

TYT,YKS TÜRKÇE İSİM TAMLAMALARI KONU ANLATIMI,DERS NOTLARI

TYT TÜRKÇE İSİM TAMLAMALARI KONU ANLATIMI,YKS TÜRKÇE İSİM TAMLAMALARI KONU ANLATIMI, TYT TÜRKÇE İSİM TAMLAMALARI DERS NOTLARI, TYT TÜRKÇE KONU ANLATIMI,
AD TAMLAMASI (AD TAKIMI)
En az iki adın değişik ilgilerle birbirini tamamlayarak oluşturduğu söz gruplarıdır.
Yağmurdan sonra evin çatısı akmaya başladı.
Bu cümlede “ev” ve “çatı” adları, aitlik ilgisiyle anlamca birbirini tamamlayarak bir söz grubu oluşturmuştur.
Ad tamlamalarında birinci sözcüğe “tamlayan”, ikinci sözcüğe tamlanan” denir.
evin     çatısı
tamlayan tamlanan
Tamlayanın aldığı ek, “tamlayan eki”, tamlananın aldığı ek ise “tamlanan eki”dir.
Tamlayan Eki
Eklendiği adla (tamlayan) başka bir ad (tamlanan) arasında ilgi kuran eklerdir. “-ın, -in, -un, -ün, (-nın, -nin, -nun, -nün)” ekleri tamlayan ekleridir.
Tamlanan Eki
Eklendiği ismin (tamlananın) tamlayanda bildirilen bir kişiye ya da varlığa ait olduğunu gösteren eklerdir. “-ı, -i, -u, -ü, (-sı, -si, -su, -sü)” ekleri tamlanan ekleridir.
ev – in çatı – sı
tamlayan eki tamlanan eki
Bu örnekte, tamlayan eki “ev” sözcüğünün “çatı” sözcüğüyle ilgili olduğunu; tamlanan eki de “çatı”nın eve ait olduğunu bildirmektedir.
Ad tamlamaları, oluşturulma biçimlerine göre dört grupta incelenir:
  • Belirtili Ad Tamlaması
  • Belirtisiz Ad Tamlaması
  • Zincirleme Ad Tamlaması
  • Takısız Ad Tamlaması
a. BELİRTİLİ AD TAMLAMASI
Tamlayanın ve tamlananın tamlama ekleri aldığı ad tamlamalarıdır. Bu tür tamlamalarda belirgin bir aitlik ilgisi vardır, tamlananın tamlayana ait olduğu belirtilir.
Okulun müdürüne, başarılarından dolayı ödül verildi.
Bu cümlede, “okul” ve “müdür” sözcükleri arasında, tamlayan ve tamlanan ekleri kullanılarak (okul-un müdür-ü) aitlik ilgisi kurulmuştur. Bu şekilde kurulan tamlamalara belirtili ad tamlaması denir.
Aşağıdaki cümlelerde altı çizili söz grupları, belirtili ad tamlamasıdır.
Arabanın kapısı açık kalınca alarm çaldı.
Çocukken yağmurun sesini dinlerdim bazı geceler.
Kasabanın sokakları bu yaz asfaltlanacakmış.
Gelişmiş toplumlar sanatın değerini iyi bilir.
Daha yolculuğun başında annesini özlediğini söyledi.

b. BELİRTİSİZ AD TAMLAMASI

Tamlayanı ek almayıp sadece tamlananın iyelik eki aldığı tamlamalardır.
Amcam, yakında okul müdürü olacakmış.
Bu cümlede “okul” ve “müdür” sözcükleri arasında sadece tamlanan ekiyle (okul müdür-ü) ilgi kurulmuştur. Bu şekilde kurulan tamlamalara belirtisiz ad tamlaması denir.
Aşağıdaki cümlelerde altı çizili söz grupları, belirtisiz ad tamlamasıdır.
Bahçedeki elma ağacı geçen ay kurudu.
Çocuğa okul çantası almak için dışarı çıktık.
Şair, yaşama sevincini dile getirmiş bu dizelerde.
Yöre halkı için en önemli geçim kaynağı arıcılıktı.
Resim sergileri önemli bir sanat etkinliğidir.

c. ZİNCİRLEME AD TAMLAMASI
En az üç adın tamlayan ve tamlanan ekleriyle birbirine bağlanmasıyla oluşan söz grubudur.
Birkaç veli, okul müdürünün odasında oturuyordu.
Bu cümlede “okul”, “müdür” ve “oda” adları arasında aitlik ilgisi kurularak zincirleme ad tamlaması oluşturulmuştur.
Aşağıdaki cümlelerde altı çizili söz grupları, zincirleme ad tamlamasıdır.
Bahçedeki ceviz ağacının dalları yola sarkıyordu.
Bir süre sonra deniz kenarının sessizliği kapladı ortalığı.
Şehrin ulaşım sorunu yapılacak çalışmalarla giderilecek.
Bir yapıtın etkileyiciliği sanatçının yorum gücüne bağlıdır.
Kır çiçeklerinin kokusuna bayılıyorum.
d. TAKISIZ AD TAMLAMASI
Tamlayan ve tamlananın ek almadığı ad tamlamalarıdır. Bu tür tamlamalar; ya tamlananın “ne(y)den yapıldığını” (hammaddesini) ya da benzerlik ilgisi kurarak tamlananın “neye benzediğini” belirtir. Takısız ad tamlamaları ek almadığından, biçim olarak sıfat tamlamasına benzer. Bu yüzden takısız ad tamlamalarını sıfat tamlamalarıyla karıştırmamak için bu ilgiler göz önünde bulundurulmalıdır.
Tamlananın neyden yapıldığını bildirir:
cam kavanoz
taş köprü
altın bilezik
plastik kova
Bu örneklerde, “kavanoz”un “cam”dan, “köprü”nün “taş”tan, “bilezik”in altından, “kova”nın plastikten yapıldığı belirtiliyor.
Tamlananın neye benzediğini bildirir:
aslan çocuk
zeytin gözler
ipek saçlar
taş kalp
Bu örneklerde, “çocuk” “aslan”a, “gözler” “zeytin”e, “saçlar” “ipek”e, “kalp” “taş”a benzetilmiştir.
AD TAMLAMALARINDA ÖZELLİKLER
Ad tamlamalarında tamlayanla tamlanan yer değiştirebilir:
Savruluyordu yeleleri rüzgârda bu güzel atın.
Bu dizede, “atın yeleleri” ad tamlamasında, tamlanan (yeleleri) tamlayandan (atın) önce gelmiştir.
Aşağıdaki cümlelerde tamlayanıyla tamlananı yer değiştirmiş ad tamlamalarına yer verilmiştir.
Sıcaklığı ortalığı yakmaya başlamıştı güneşin. (güneşin sıcaklığı)
Bekçisiyiz sonsuza dek bu vatanın (vatanın bekçisi)
Ad tamlamalarında, bir tamlayan birden fazla tamlanana bağlanabildiği gibi, bir tamlanan da birden fazla tamlayana bağlanabilir:
Bu tepelerin rüzgârı, fırtınası hiç dinmezdi.
Velilerin ve öğrencilerin coşkusu görülmeye değerdi.
Bu cümlelerin birincisinde “tepelerin” tamlayanı “rüzgârı” ve “fırtınası” tamlananlarına bağlanırken; ikinci cümlede “öğretmenlerin” ve “öğrencilerin” tamlayanları “coşkusu” tamlananını ortak kullanmıştır.
Ad tamlamalarında tamlayanla tamlananın arasına değişik türde sözcükler girebilir:
Uzun süre köyün çıplak tepelerini seyretti.
Bu cümlede, “köyün tepeleri” tamlamasında, tamlayanla (köyün) tamlananın (tepeleri) arasına sıfat (çıplak) girmiştir.Sarıyer, İstanbul’un en güzel ilçelerinden biridir.
Bu cümlede, “İstanbul’un ilçeleri” tamlamasında, tamlayanla (İstanbul’un) tamlananın (ilçeleri) arasına hem belirteç (en) hem de sıfat (güzel) girmiştir.
Okul gezisine Ali’nin de kardeşi katıldı.
Bu cümlede, “Ali’nin kardeşi” tamlamasında, tamlayanla (Ali’nin) tamlanan (kardeşi) arasına bağlaç (de) girmiştir.
Ad tamlamalarında tamlayan veya tamlanan, ya da her ikisi bir sıfat tarafından nitelenebilir:
Çocuğun büyük hayalleri vardı.
Bu cümlede, “çocuğun hayalleri” tamlamasında, tamlanan (hayalleri) bir sıfat (büyük) tarafından nitelenmiştir.
Küçük çocuğun hayalleri vardı.
Bu cümlede, “çocuğun hayalleri” tamlamasında, tamlayan (çocuk) bir sıfat (küçük) tarafından nitelenmiştir.
Küçük çocuğun büyük hayalleri vardı.
Bu cümlede, “çocuğun hayalleri” tamlamasında, tamlayan (çocuk) bir sıfat (küçük) tarafından; tamlanan (hayalleri) yine bir sıfat (büyük) tarafından nitelenmiştir.
Ad tamlamaları bir sıfat tarafından nitelenebilir veya belirtilebilir:
Büyük yolcu gemisi limandan ağır ağır ayrıldı.
Bu cümlede “büyük” olan “yolcu gemisi”dir. Yani sıfat (büyük), isim tamlamasını (yolcu gemisi) nitelemiştir.
Bu macera romanı benim çok hoşuma gitti.
Bu cümlede “bu” sözüyle “macera romanı” işaret edilmektedir. Yani sıfat (bu), isim tamlamasını (macera romanı) belirtmektedir.
Ad tamlamaları sıfat ve belirteç görevinde kullanılabilir:
Öğretmenimiz bize el yazması eserler tanıttı.
Bu cümlede “el yazması” ad tamlaması, “eserler” sözcüğünü nitelediğinden, sıfat görevinde kullanılmıştır.
Çocuğun gül kurusu ceketi vardı.
Bu cümlede, ad tamlaması (gül kurusu), ceket adını nitelediğinden, sıfat görevinde kullanılmıştır.
İzmir’de bir yaz akşamı vedalaştık kardeşimle.
Bu cümlede, ad tamlaması (yaz akşamı) “vedalaştık” eyleminin zamanını bildirdiğinden, belirteç görevinde kullanılmıştır.
Adıllarla da tamlama kurulur:
Dün onun (Ali’nin) kitabı bizde kalmış.
Bu cümledeki “onun” adılı, “Ali’nin kitabı” isim tamlamasındaki tamlayanın (Ali) yerine geçmiştir.
Aşağıdaki cümlelerde koyu renkli sözcükler, tamlayan ya da tamlanan durumundaki adıllardır.
Herkesin düşüncesi aynı olmaz.
Doktorlar, buranın havasını tavsiye ettiler.
Yolcuların biri, cüzdanını çaldırdığını söyledi.
Sınavdaki soruların birçoğu kolaydı.
Çocuğun nesi kaybolmuş?
Not: Kişi adılları tamlayan olursa, tamlanan (iyelik) ekleri her kişiye göre değişiklik gösterir.
ben – im araba – m
sen – in araba – n
o – nun araba – sı
biz – im araba – mız
siz – in araba – nız
onlar – ın araba – ları
Ayrıca tamlayan ekinin de “ben” ve “biz” adıllarında “-im “olduğu görülmektedir.
Ad tamlamalarında bazı durumlarda tamlayan ya da tamlanan düşebilir:
Resimlerini gördüm ve çok beğendim, (senin resimlerini) tamlayan
Karşı binadaki daire bizimdi. (bizim dairemizdi) tamlanan
Not: Tamlayanı veya tamlananı düşmüş kullanımlar, ad tamlaması sayılmaz. Bu tip sorularda “tamlayanı veya tamlananı düşmüş” ifadesi mutlaka bulunur.
Ad tamlamalarında bazen “-den” eki, tamlayan ekinin yerine kullanılabilir:
Yaralılardan bazıları hastaneye götürüldü. (yaralıların bazıları)
Çözümlü Örnekler
Örnek 1:
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ad tamlaması ya da sıfat tamlaması yoktur?
A) Rumeli’ne varıp Edirne’de saraylar kurmuşlar.
B) Uçsuz bucaksız düzlüklerden geçip gelmişler.
C) Başı karlı dağlar aşıp buraları yurt edinmişler.
D) Pınar başlarına, ırmak boylarına yerleşmişler.
E) Keçi kılından yapılmış çadırlarıyla Anadolu’ya in-mişler.
(1997-ÖYS)
Çözüm:
B seçeneğinde “uçsuz bucaksız” sözü “düzlük” adını, C seçeneğinde “başı karlı” sözü “dağlar” adını niteleyerek sıfat görevinde kullanılmış ve sıfat tamlaması oluşturmuştur. D seçeneğinde “pınar başlan” ve “ırmak boylan”; E seçeneğinde “keçi kılı” sözleri ad tamlaması durumundadır. A seçeneğinde ad tamlaması ya da sıfat tamlaması yoktur.
Cevap A
 
Örnek 2:
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir isim tamlaması kullanılmıştır?
A) Kardeşimin böyle bir şey yapacağını sanmıyordum.
B) Okulunun ne zaman açılacağını bile bilmiyordu.
C) Arkadaşının kitabını bulamayınca çok üzüldü.
D) Evinin düzenli olmasına özen gösterirdi.
E) Sarsıntının önce nerede duyulduğu öğrenilemedi.
(1987-ÖYS)
Çözüm:
“Arkadaşının kitabı” sözleri C seçeneğinde ad tamla-ması olarak kullanılmıştır. Diğer seçeneklerde bulunan “yapacağını”, “açılacağını”, “olmasına”, “duyulduğu” sözcükleri eylemsi olduğundan bu sözcüklerle oluştu-rulmuş söz grupları ad tamlaması değildir.
Cevap C
 
Örnek 3:
“Bu resimdekilerden hangisinde belirtilmektedir?” cümlesinde geçen “-den” ekinin görevi, aşağıdakilerden hangisine uymaktadır?
A) Okuldan geliyorum.
B) Gelenlerden biri, kardeşimdir.
C) Kendisi uzaktan akrabamız olur.
D) Hepsinden önce ben geldim.
E) Gerçekten güzel işler yapmış.
(1981-ÖYS)
Çözüm:
Örnek cümlede “resimdekilerden” sözcüğündeki “-den” eki, tamlayan eki yerine kullanılmıştır. Aynı durum B seçeneğinde “gelenlerden” sözcüğünde görülmektedir. Bu cümledeki “-den” ekinin yerine tamlayan eki (-in) getirilebilmektedir.
Cevap B 
 
Örnek 4:
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde zincirleme ad tamlaması vardır?
A) Filmdeki olaylar İsviçre sınırında geçiyor.
B) Kitapları, türlerine göre ayırarak kitaplığa yer-leştirdim.
C) Gelecek yıl yaz tatilini Antalya’da geçireceğiz.
D) Sanatçı, ilk sergisini önümüzdeki hafta İstanbul’da açacakmış.
E) Serüven romanlarının okuyucusu her yıl biraz daha artıyor.
(1991 – ÖYS)
Çözüm:
E seçeneğinde “Serüven romanlarının okuyucusu” söz grubu zincirleme ad tamlaması görevinde kullanılmıştır. A seçeneğinde “İsviçre sınırı”, C seçeneğinde “yaz tatili” sözleri belirtisiz ad tamlaması görevindedir. B ve D seçeneklerinde ad tamlaması kullanılmamıştır.
Cevap E

TYT YKS TÜRKÇE İSİMLER/ADLAR KONU ANLATIMI,DERS NOTU

TYT TÜRKÇE İSİMLER KONU ANLATIMI,TYT TÜRKÇE ADLAR KONU ANLATIMI,TYT TÜRKÇE İSİMLER DERS NOTU, TYT TÜRKÇE KONU ANLATIMI, YKS TÜRKÇE İSİMLER KONU ANLATIMI,

TYT,YKS TÜRKÇE ÖNEMLİ BİLGİLER PÜF NOKTALAR

TYT TÜRKÇE ÖNEMLİ BİLGİLER PÜF NOKTALAR,YKS TÜRKÇE ÖNEMLİ BİLGİLER, TYT TÜRKÇE PÜF NOKTALAR,ÖNEMLİ NOTLAR, TYT TÜRKÇE ÖNEMLİ BİLGİLER , 

BUNLARI UNUTMAYALIM!
1. Sözcüğün türü, görevi sorulunca verilen sözcüğün isim mi, sıfat mı, zarf mı, edat mı, bağlaç mı... olup olmadığına bakılacağını;

2. Sıfatların adlarla; zarfların fiil ve fiilimsilerle ilgili olduğunu;

3. Sıfatların mutlaka isimle ilgili olduğunu ve isimden önce gelmesi gerektiğini (büyük ev...), isimden sonra gelen sıfatların sıfat olma özelliğini yitirdiğini (unvan sıfatları hariç), isimleştiğini (ev büyük, çocuğun akıllısı...);

4. Yüklemi sözcük türüne göre farklı olan cümle sorulduğunda, cümlenin yükleminin isim mi, fiil mi olduğuna bakılacağını;

5. Adlaşmış sıfatın, isimlerin yerine kullanılan sıfat ("Boş bardakları doldur." yerine "Boşları doldur.") olduğunu; adlaşmış sıfatların niteleme sıfatı ve sayı sıfatıyla yapılmayanlarına zamir de denilebileceğini;

6. İsmin "–e, –de, –den" hal eklerini alan sözcüklerin genellikle cümlenin dolaylı tümleci; –i halini alanların belirtili nesnesi olduğunu;

7. İyelik eklerinin bir şeyin kime ait olduğunu bildirdiğini (Kitab-ım, kitab-ın, kitab-ı...) iyelik eki alan sözcüklerin ilgili olduğu kişi zamiriyle (benim kitabım...) kullanılabileceği gibi, iyelik ekinin kişi zamirinin yerini de tutabileceğini (kitabım...);

8. İsim tamlamalarında ilk sözcüğe tamlayan, ikinci sözcüğe tamlanan (sevginin gücü) dendiğini; devrik söyleyişlerde tamlayanla tamlananın yer değiştirebileceğini (gücü sevginin);

9. Belirtili isim tamlamalarında her iki sözcüğün (ev-in bahçe-si); belirtisiz isim tamlamalarında yalnız tamamlanan sözcüğün (ders kitab-ı) tamlama eki aldığını;

10. Takısız ad tamlamalarının tamlama eki almadığını, bir şeyin neden yapıldığını (cam kavanoz) veya neye benzediğini (kiraz dudak) bildirdiğini;

11. Sıfat tamlamalarının da takısız isim tamlamaları gibi tamlama eki almadığını (güzel bahçe, yeşil boya...) bir şeyin neden yapıldığını veya neye benzediğini bildiren tamlamaların takısız isim, diğerlerinin sıfat tamlaması olduğunu (Sıfatlar tek başlarına zihinde bir kavram karşılaşmazken isimler tek başlarına bir kavram karşılar.);

12. Bir sıfatın birden çok adı tamlayabileceğini (yemyeşil bahçeler, ağaçlar...);

13. Bir ismin birden çok sıfatı olabileceğini (kısa, dar pantolon...);

14. İsim tamlamalarında tamlanan sözcüğünün birden çok ismi tamlayabileceğini (dünyanın gözü, kulağı...);

15. İsim tamlamalarında tamlanan sözcüğünün birden çok tamlayanı olabileceğini (öğretmenlerin ve öğrencilerin sorunları...);

16. Belirtili isim tamlamalarında araya başka sözcüklerin (sıfat) girebileceğini (kapının kırık kolu...);

17. Sıfatların, ad tamlamalarının başına gelip, ad tamlamalarının sıfatı olarak kullanılabileceğini (bozuk köy yolları);
18. Sıfat tamlamalarının, biçim değişikliği yapılarak sıfat öbeği olarak kullanılabileceğini (siyah saç; siyah saçlı kız), bu öbeğe birleşik sıfat grubu da dendiğini;
19. Belirtisiz isim tamlamalarının da sıfat olarak kullanılabileceğini (para delisi adam, yumurta sarısı gömlek);
20. "–den" ekiyle de belirtili isim ve takısız isim tamlamaları kurulabileceğini (arkadaşlardan çoğu, deriden ceket...);
YGS Dil ve Anlatım Konu Anlat›ml› Soru Bankası
9
Türkçenin Önemli Kuralları
21. Kişi zamirleriyle tamlama kurulabileceğini (benim kalemim, senin kitap, kendi düşüncen...);
22. Kişi zamirleriyle kurulan tamlamalarda, tamlanan iyelik eki almışsa, kişi zamirinin söylenmeyebileceğini (Benim) (Kalemimi ver.);
23. İki zamirle de tamlama kurulabileceğini (şunun şurası, bunların bazıları...);
24. Zincirleme isim tamlamalarının ikiden çok isimden oluştuğunu (pencere camının boyu...)
25. Fiillerin kılış, oluş, durum bildiren eylem anlamı taşıyan sözcükler olduğunu;
26. Oluş bildiren fiillerde eylemin bir süreç içerisinde aşama aşama gerçekleştiğini (kararmak, solmak...);
27. Fiillerin çekimlerinin, kip eklerini almalarıyla gerçekleştiğini;
28. Basit zamanlı fiillerin tek, bileşik zamanlı fiillerin birden çok zaman eki aldığını (oku-yor, oku-yor-du);
29. Ek eylemin, isimlerle birlikte çekime girip isimleri cümle içinde yüklem yaptığını (serin-(idi), uzak-(imiş)...);
30. Fiil çatısı denince fiillerin özne ve nesneye göre aldığı durumun sorulduğunu;
31. Öznesine göre fiil çatısının etken, edilgen, dönüşlü, işteş olabileceğini;
32. Bir fiilin edilgen olabilmesi için "–ıl, –ın" eklerinden birini alması ve öznesinin (eylemi yapanın) belli olmaması, işin başkaları tarafından yapılması gerektiğini (sokaklar temiz - le- n-di);
33. Bir fiilin dönüşlü olabilmesi için "–ıl, –in" eklerinden birini alması ve öznesinin belli olması gerektiğini (Aysel, süs-le-n-di), "kendi" sözcüğünün cümleye dönüşlülük anlamı kattığını, bu nedenle "kendi" sözcüğüne "dönüşlülük zamiri" de dendiğini (Kendi istedi. Kendi yaptı...);
34. Bir fiilin işteş olabilmesi için, "–iş" ekini alması ve eylemin birden çok özne tarafından ya karşılıklı ya da birlikte yapılması gerektiğini (Çocuklar döv-üş-tü. Kuşlar uç-uş-tu.); "birbirini" sözcüğünün cümleye işteşlik anlamı kattığını (Birbirlerini suçladılar.);
35. Etken fiillerin öznesinin belli olduğunu;
36. Öznesine göre fiil çatısı ya da özne - yüklem ilişkisi sorulduğunda fiillerin etken mi, edilgen mi, dönüşlü mü yoksa işteş mi olup olmadığına bakılacağını;
37. Fiillerin nesnelerine göre geçişli, geçişsiz, oldurgan, ettirgen olduğunu;
38. Geçişsiz fiillerin nesneyle birlikte kullanılmadığını, geçişli fiillerin ise nesneyle birlikte kullanılabileceğini (Araba durdu. Kitabı seçti.);
G.siz G.li
39. Geçişsiz fiillerin "–dır, –ır, –t" ekleriyle geçişli yapılabilceğini, geçişsizken geçişli yapılan fiillere oldurgan fiil dendiğini (Çocuğu uyu-t-tu.);
40. Geçişli fiillerin "–dır, –ır, –t" eklerinden biriyle geçişlilik derecesinin artırılabilceğini, bu tür fiillere ettirgen fiil denildiğini (Kitapları sat-tı-dı.); ettirgen yapılan fiillerde eylemin genellikle başkalarına yaptırıldığını;
41. Nesnesine göre fiil çatısı sorulursa, fiillerin geçişli, geçişsiz, oldurgan, ettirgen olup olmadığına bakılacağını;
YGS Dil ve Anlatım Konu Anlat›ml› Soru Bankası
10
Türkçenin Önemli Kuralları
42. Hiç ayrım yapılmadan fiil çatısı diye sorulursa, fiillerin hem öznesi hem nesnesine göre incelenmesi gerektiğini;
43. Edilgen fiillerde özne ile ilgili sorulara (Kim, ne?), cevap veren sözcüklere sözde özne dendiğini;
44. Edilgen fiillerde "–ce" ekinin ya da tarafından, dolayı, ötürü, yüzünden... sözcüklerinin yardımı ile söylenen öznelere örtülü özne dendiğini (Köylüler tarafından ağaçlar kesildi.);
45. Çekime girmiş,(kip ve kişi ekini almış) genellikle yüklem durumunda olanlara fiil, çekime girmemiş; sıfat, zarf, isim gibi kullanılan sözcüklere de fiilimsi (eylemsi) dendiğini (Duvarı yıktı. Yıkılan duvarı onardı.);
46. Bir cümlede yüklemi bulduktan sonra, cümlede fiilimsi de bulunuyorsa, o cümlenin birleşik (Kapıyı açmak zordur.) cümle olduğunu, fiilimsiye bağlı olana yan cümle, yükleme bağlı olana da temel cümle dendiğini;
47. Yan cümlenin görevi sorulduğunda, yan cümle nin öge görevinin sorulduğunu;
48. Sözcüğün yapısı sorulursa, sözcüğün basit mi, türemiş mi, birleşik mi olduğuna bakılacağını;
49. Cümlenin yapısı sorulursa, cümlenin basit mi, birleşik mi, sıralı mı, bağlı mı olduğuna bakılacağını;
50. Fiilin yapısı sorulursa fiilin basit mi, türemiş mi, birleşik mi olduğuna bakılacağını;
51. Birleşik fiillerin ya iki fiilinin birleşmesinden (görebilmek, alabilmek, gidebilmek, öleyazmak...) ya bir isim ve bir yardımcı fiilin (etmek, olmak, eylemek, kılmak, buyurmak) birleşmesinden (affetmek, memnun olmak, mutlu kılmak, kabul buyurmak...) ya da deyimlerden oluştuğunu;
52. Yapılışı farklı olan birleşik fiil sorulduğunda, birleşik fiilin birleşmesinden mi yoksa bir isimle yardımcı fiilin birleşmesinden mi oluştuğuna bakılacağını;
53. Fiil kipinde anlam kaymasının bir zaman ekinin bir başka zaman eki yerine kullanılması olduğunu (Yarın dışarı çıkıyor.) (çıkacak);
54. Yapım eki almamış sözcüklerin basit (yalın) olduğunu (evleri, yol...);
55. Yapım eki almış sözcüklerin türemiş olduğunu (ev-cil, yol-luk...);
56. Sözcüklerin ad ve fiil köklerinden türetildiğini; hangi sözcük farklı köktendir diye sorulduğunda, sözcüğün kökünün isim mi, fiil mi olduğuna bakılması gerektiğini;
57. Sözcük kökünün, sözcüğün anlamlı en küçük birimi olduğunu (öğret-men-lik, sev-gi, ders-lik...);
58. İkili kökün (ortak kök) anlam değişikliği olmadan hem isim hem fiil kökü olarak kullanılabilen kökler olduğunu (Boya aldım. Duvarı boya.);
İ.K F.K
59. Yapım eklerinin sözcüğün anlamını değiştiren ekler olduğunu (ser-gi, ka-çak...);
60. Çekim eklerinin sözcüğün anlamını değiştirmediğini, adlara gelen eklerin (hal ekleri, iyelik ekleri, çoğul eki, tamlama ekleri...) dışında, fiillere getirilen kip ve kişi eklerinin de (sev-miş-tim, dinle-di...) çekim eki olduğunu;
61. Bir sözcüğün hem çekim ekini hem de yapım ekini birlikte alabileceğini, çekim eklerinin yapım eklerinden sonra geldiğini; (göz-le-di, sev-gi-ler...) ancak bazı sözcüklerde çekim ekinin önce kullanılabileceğini (Anne - m - siz / ağaç - ta - ki),
Ç.E Y.E Y.E
62. Bir sözcükte birden çok yapım ve çekim eki bulunabilceğini (sev-gi-li-m-in);
63. –i, –e, –de, –den eklerinin kimi zaman yapım eki olarak kullanılabileceğini (yar - a , gez - i...);
F.İ.Y.E F.İ.Y.E
64. Bir ekin görevi sorulursa, bu ekin yapım eki mi, yoksa çekim eki mi olduğuna bakılacağını,
65. Sorulan ek, tüm seçeneklerde yapım eki olarak kullanılmışsa, sözcüğün ekten önceki durumuna (isim mi, fiil mi) bakılacağını;
66. İkileme ve pekiştirilmiş sözcüklerin de sıfat, zarf ve isim olarak kullanılabilceğini;
67. Cümlenin ögesi sorulunca, sözcüklerin karıştırılmaması gerektiğini;
YGS Dil ve Anlatım Konu Anlat›ml› Soru Bankası
11
Türkçenin Önemli Kuralları
68. Tamlamaların bölünmemesi gerektiğini, hep birlikte özne, nesne, dolaylı tümleç, yüklem... olarak kullanılması gerektiğini;
70. DİL VE ANLATIM BOZUKLUĞU (CÜMLE BOZUKLUĞU) SORULARINDA,
a. Cümlenin dil bilgisi kurallarına uygun olup olmadığına;
b. Ortak ögelerden kaynaklanan bir yanlışlığın bulunup bulunmadığına;
c. Tamlama yanlışlarına;
d. Yanlış yerde kullanılan sözcüklere;
e. Yanlış anlamda (bir sözcükte bulunmayan bir anlamı) kullanılan sözcüklere;
f. Sözcükler ya da düşünceler arasındaki anlam çelişkisine;
g. Gereksiz iyelik eki, sözcük ve yardımcı fiil kullanılmasından doğan yanlışlıklara;
h. Mantık yanlışlıklarına bakılacağını;
71. Duru cümlenin, içinde gereksiz sözcük bulunmayan bir cümle olduğunu;
72. Akıcı cümlenin kolay okunur, anlaşılır bir cümle olduğunu;
73. Ara sözün iki virgül ya da iki çizgi arasında söylenen, açıklama niteliğinde bir söz olduğunu;
74. Ara sözün görevi sorulduğunda, ara sözün cümlesinin ögesinin sorulduğunu;
75. Eksiltili (kesik) cümlenin, yüklemi söylenmeyen cümle olduğunu;
76. Cümlelerin kuruluşlarına (öge dizilişine) göre ya düz (kurallı) ya da devrik cümle olduğunu;
77. Olumsuz cümlelerin yüklemlerinin, eğer yüklem fiil ise, "–ma, –me" ekini almış; eğer yüklem isimse, yüklemin "yok", "değil" sözcükleri olması ya da yüklemin "–sız" ekini (ev-siz) almış olması gerekliliğini, diğer cümlelerin anlamlarının olumlu olduğunu;
78. Sözcüklerin yanlış yazılmasının yazım yanlışı olduğunu;
79. Büyük harflerin yanlış kullanılmasının yazım yanlışı olduğunu;
80. "ç, f, h, k, p, s, ş, t" harfleriyle biten sözcüklere "b, c, d, g" harfleriyle başlayan eklerin getirilmesinin yazım yanlışı olduğunu (kitapda, çalışgan, uzakdan...);
81. Türkçe sözcüklerde "b" harfinden önce "n" harfinin gelemeyeceğini (özel adlar ve bazı adlar hariç); (kanbur, çember, anbar, İstanbul);
82. İkinci hecelerinde dar ünlü (i, ı, u, ü) bulunan bazı iki heceli sözcükler, ünlü ile başlayan ek aldıklarında, ikinci hecelerindeki dar ünlünün düşeceğini (alın, kurun, kırın...) bu düşme yapılmazsa bunun yazım yanlışı olacağını;
83. "p, ç, t, k" ünsüzleriyle biten sözüklere ünlü harflerle başlayan ekler getirildiğinde, bu harflerin yumuşadığını (ağaç, ağacı...); özel adlarda ve bazı yabancı sözcüklerde bu kuralın geçerli olmadığını (Ayvalık'ı, Zonguldak'ı...) (hukuk-u, sepet-i...);
84. Özel adlara, sayılara kısaltmalara getirilen, çekim eklerinin kesme işareti ile ayrılmamasının yazım yanlışı olduğunu;
85. "de, ki, mi"nin yanlış yazılmasının da yazım yanlışı olduğunu;
86. Büyük ünlü uyumunun kalınlık, incelik uyumu olduğunu;
87. Nesnel ve öznel anlatımla dolaylı ve doğrudan anlatımı;
88. Mecazlı anlatımı, anlam kaymasını, ad ve deyim aktarmalarını;
89. Yan anlamı ve gerçek anlamın ne olduğunu;
90. Özgünlüğün, doğallığın, üslubun ve biçimin ne olduğunu;
91. Gözlemin ne olduğunu;
92. Eleştirinin, öz eleştirinin ne olduğunu hiçbir zaman unutmayalım.